Tanıtım

Şiketlerin Sosyal Medya kullanımı ile ilgili güncel haberler, ilginç istatistikler, yararlı yorumlar, başarılı kampanyalar ve daha neler neler okuyabileceğiniz bir "Sosyal Mecra"...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Sosyal Medya'da Araçlar, Fırsatlar ve Riskler

Bana kalırsa bugün sosyal medyanın hayatımızda kapladığı yeri, sadece sosyal paylaşım sitelerine bakarak anlayamayız. Yani Facebook'taki kullanıcı sayısı, atılan toplam twit sayısı gibi sayısal değerler sosyal medyanın gücünü ortaya koymakta yetersiz kalır. İran'daki seçim sonrası muhalif hareketlerle başlayan, sonrasında Tunus devrimiyle devam eden süreçte sosyal medyanın sık sık sözü edilen sayısal değerleri değil, aksine bir araç olarak nasıl kullanılması gerektiğini anlamak daha önemli bir rol oynamıştır. Bir yandan sosyal medya-demokrasi-devlet gibi tartışmalar, bir yandan bu işin sosyolojik boyutu (yalnızlaşma, sanal bir kimlik inşası...) öte yandan ise iş dünyasının sosyal medyaya ilgisinin artması...

Ancak halen sosyal medyanın ne olduğu, insanlığa neler sunabileceği ve bizlerden neyi çaldığı üzerinde önemli araştırmaların eksikliğini çekiyoruz orası kesin. Bu boşluğu doldurmaya çalışmak iğneyle kuyu kazmaya benziyor evet, ancak elimizde şu an iğneden başka araç da yok! Bu sebeple elimden geldiğince çeşitli araştırma ve raporlardan edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum/çalışacağım. Indiana Üniversitesi profesörleri A.M. Kaplan ve M. Heinlein'in kaleme aldığı "Users of the world, unite! The challenges and opportunities of Social Media*" adlı yazı da, benim gibi şirketlerin sosyal medya stratejilerine ilgi duyanlar açısından yararlı olacağını düşündüğüm kaynaklardan birisi.

İlk gözlem oldukça ilginç : bugün tüketicinin konumu ve rolü önemli bir değişime uğramıştır! (bunu hepimiz biliyoruz, evet) Artık tüketiciler birbirleriyle sınır tanımaksızın, özgürce ve eş zamanlı iletişim kurabilmekte bu durum karşısında ise firmalar bilgi ve iletişim üzerinde gittikçe kontrollerini yitirmekteler (bunu tam olarak anladığımız ve kabul edebildiğimiz söylenemez). Bu süreci iyi anlayamayan firmalar da bu değişim karşısında adeta şaşkına düşmüş bir halde ne yapacaklarını pek bilememekte, yollarını el yordamıyla bulmaya çalışmaktalar...

Sosyal medya araçlarının gelişimi, bir anlamda amacı "bilginin kullanıcılar arasında paylaşılması" olarak özetlenebilecek İnternet teknolojisinin bir adım öteye taşınması olarak düşünülebilir. Oysa durum bundan bir hayli farklı! Sosyal medya; Web 2.0'ın teknik temeli üzerine oturmuş ve kullanıcı tarafından geliştirilen altyapıya sahip bir iletişim, bilgi paylaşımı ve etkileşim aracı... Sosyal medyanın ne olmadığı üzerinden, bu konuyu daha önceki bir yazımızda tartışmıştık. Burada yeniden detaya girmek istemiyorum ancak birkaç söz söylemek de gerekli. Sosyal medya dendiğinde aklımıza ilk önce Facebook ve Twitter gelse de araştırmacılar bu alanın çok daha geniş sınırlara sahip olduğunu dile getirmekteler. Ele aldığımız kaynak, sosyal katılım ve kendini sunma (social presence ve self-presentation) adı verilen iki karakteristik özelliği baz alarak sosyal medya araçlarını sınıflandırmaya çalışmış.



Yukarıdaki tabloda; katılımcı projeler (collaborative projects), Bloglar, Sosyal paylaşım siteleri, İçerik siteleri (content communities) ve sanal sosyal dünyalar ile sanal oyun dünyaları şeklinde bir sınıflandırmanın yapıldığını görüyoruz.
Katılımcı projeler Wikipedia gibi bireylerin geniş katılımıyla oluşturulan adeta evrensel bilgi kaynakları. Bloglar, hepimizin malumu, Sosyal paylaşım sitelerini ise kullanmayan yok! Youtube gibi video yahut Flickr gibi fotoğraf siteleri ise içerik paylaşım siteleri olarak sınıflandırılmış.

Bir sonraki yazıdan itibaren sanal alanı dışarıda bırakarak -zira ne bu konuda yazabilecek yeterli bilgiye sahibim ne de firmalar açısından içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye'de yoğun fırsatlar ve tehditler bulunmakta- diğer sosyal medya araçlarını daha yakından tanımaya çalışacak ve firmaların bu araçlarla neler yapabileceklerini, nelere dikkat etmeleri gerektiğini tartışacağız. Şimdilik takipte kalın!


*Andreas M. Kaplan, Michael Haenlein, Business Horizons (2010) 53, 59—68

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder