Tanıtım

Şiketlerin Sosyal Medya kullanımı ile ilgili güncel haberler, ilginç istatistikler, yararlı yorumlar, başarılı kampanyalar ve daha neler neler okuyabileceğiniz bir "Sosyal Mecra"...
sosyal medya trendleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya trendleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2011 Perşembe

Geleceğe Dönüş : Sosyal Medyanın Yarını...

Gelecekte ne olacak merak ediyor musunuz? "Şöyle düşünün : dijital video izlediğiniz decoder daha yayına girmeden sosyal medyada arkadaşlarınızın çok konuştuğu bir TV showunu otomatik olarak hafızasına kaydedebilecek. Ya da şöyle diyelim : arabanıza bindiniz ve navigasyon sistemini açarak bir arkadaşınızın evine gitmek istediğinizi söylediniz. Yola koyulduğunuzda bağlı olduğunuz network sayesinde arkadaşınız sizin yolda olduğunuzu hemen anlayabilecek. Dahası çaydanlığınız kahvaltıda ne yediğinizi bilecek ve sosyal medyada paylaşabilecek"(1). Jetgiller dünyasına hoşgeldiniz!


Bu söylenenler kulağa garip geliyor olabilir ancak sosyal medyanın sosyoloji, iletişim, pazarlama ve teknoloji üzerinde yükselen bir alan olduğu düşünüldüğünde gelecek tasavvurlarının da sınırı olduça geniş olabiliyor. Ancak istatistiklere bakarsak şu bir gerçek; dünya üzerinde insanların sosyal medya kullanımı önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek. İddia edildiği gibi Facebook'un büyüme rakamlarının yavaşlamaya başladığı doğru olabilir ancak burada gözden kaçmaması gereken zaten bu aracın doyma noktasına ulaşmış ya da ulaşmak üzere olduğudur. Yine çeşitli deneyimlerden yola çıkarak Facebook düşüşe geçse bile onun yerini başka bir platformun almasının kuvvetle muhtemel olduğunu söyleyebiliriz. Yani teknoloji açısından değişen önemli bir nokta var. Artık yeni teknolojiler çok daha "sosyal" olarak tasarlanıyor. Kesin olarak gözüken bir diğer trend ise internet pazarının gittikçe taşınabilir aygıtlara doğru evrldiği. Bu konuda çeşitli araştırma şirketlerinin farklı tahminleri olsa da bu pazarın büyüeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Peki tüm bu gelişmeler neyi ifade ediyor?

Öncelikle Jeff Mancini'nin de belirttiği gibi teknolojinin giderek sosyalleşmesi pazarlamada ürün odaklı bir yaklaşımdan müşteri-odaklı yaklaşıma geçilmesini zorunlu kılıyor (2). Şurası çok açık, artık müşteri ve marka sosyal medya sayesinde hiç olmadığı kadar yakın! Monitoring araçları sayesinde markalar sosyal medyada kendileri hakkında konuşulanları an be an takip edebiliyorken müşteri de soru/sorun/şikayetini gerçek zamanlı olarak markaya iletebiliyor. Şöyle bir örnek vereyim : Geçen gün Efes Pilsen ile ilgili aklıma takılan bir şeyi twitter hesabımdan yazdım ve bir süre sonra ilk elden Efes Pilsen sosyal medya ekibi sorumu net bir şekilde yanıtladı. Ve ben de bu bilgiyi retweet ederek arkadaşlarımla paylaştım. Açık ki artık WOM - Word of Mouth şeklinde değil Word of Mouse şeklinde anlaşılmalı. Nasıl, müşteri ilişkileri sizce de artık değişmiyor mu?



Öte yandan müşteriler ve ürünler de değişmekte. IBM'in yaptığı araştırmanın sonucuna göre : "Nüfus patlaması, artan kentleşme, doğal kaynakların kullanımı pazar dinamiklrerini değiştirmekte ve şirketler açısından yeni modeller bulunmasını zorunlu kılmakta" (3). Gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan yeni orta sınıflar önceki tüketicilerden farklı taleplere sahip ve onlara farklı bir kanal aracılığıyla farklı bi şekilde ulaşmak gerekiyor. Dünya hızla değişiyor: Artık pazarlamanın kuralları gittikçe daha belirsiz ve öngörülemez hale geliyor/gelecek. Dağıtım ve iletişim kanalları açısından karmaşık bir ağı yönetebilen, doğru rekabet eden ve gerektiğinde stratejik iş birliklerine girişebilecek firmalar ayakta kalabilecek. Farklılaşma ve değer yaratmayı başarabilen markalar rekabet yarışını önde sürdürebilecek.

Gelecekte firmaların başarılı olmak için (aynen bugün olduğu gibi); becerilerini sürekli geliştirmeleri, yeni talepleri ve trendleri doğru hissedip müşterileriyle yakın bir ilişki kurabilmeyi becermesi gerekiyor. Yani tüketici değişiyor, iletişim değişiyor, teknoloji değişiyor ve ürünler değişiyor. Heraklit'in dediği gibi herşey sürekli bir akış içerisinde değişiyor. Firmaların bu akıntıda gemilerini batırmamak için sosyal medyada olması, trendleri takip etmesi, müşterilerle etkileşim kurması gerekiyor. Bu arada Facebook'un yeni kullanılmaya başlanan mağaza özelliği sayesinde geleceğin en büyük online alışveriş platformu olacağı söyleniyor. Siz ne dersiniz, gelecekte bizi başka neler bekliyor?


Kaynaklar 

(1) - The Economist : "A World of Connections", A Special Report on Social Networking, January 30th 2010.
(2) - Interbrand : "The Customer is in Charge : The future of the digital experience" 
(3) - IBM Global Business Services : The Future of the Consumer Products Industry"

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Sosyal Medyanın "Sosyal" Olabilmesi İçin 5 Tavsiye

Sosyal medya pazarlama dünyasında bayağı yankı uyandırmışa benziyor. Bugün büyük şirketlerin büyük bir çoğunluğu sosyal medya kullanımının önemini anlamış ve sosyal medya araçlarını pazarlama faaliyetlerine entegre etmiş vaziyette. Sosyal Medya'da şirketlerin başarılı olması için çalışan sosyal medya uzmanlarının yahut ajanslarının anlaması ve akılda tutması gereken bir şey var : Pazarlama bilgisine sahip olmadan müşterinizin ne dediğini anlamanız, dolayısıyla onların hedeflerine ulaşmasını sağlamanız bir hayli zor! Ancak belki bundan daha önemlisi sosyal medyada gerçekten tüketicileriniz açısından "sosyal" olabilmek! Bunun için neler mi yapılmalı? Buyrun burdan bakın...

1. Aktif Olun : Be Actif! yani... Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi sosyal medyada olmanın öncelikli amacı tüketiciniz ile bir diyalog geliştirmeniz olmalı. Bu ilişki için de birinin adım atması şart öyle değil mi? İşte o adımı siz atın! Sosyal medyanı sosyal olması kullanıcılar arasındaki paylaşımdan kaynaklanıyor. Tüketicilerinizin iişine yarayabilecek güncel/önemli bilgileri onlarla paylaşın, gözden kaçanlara dikkatlerini çekin. Sosyal medya dediğimiz şey "aman efendim şu ürünümüz var bakın ne şahane, bugün hangi ürünümüzü kullandınız?" filan gibi mesajlar değil açıkçası. Mesela tekstil alanında bir gençlik markası iseniz sürekli kendi kolleksiyonunuzu tanıtacağınıza "Kim ne giymiş?" gibi bir konsept düşünün. Unutmayın, insanlar birbirlerinin hayatlarına meraklıdır, e zaten ondan sosyal medya var ya!

2. İlginç Olun : Be Interesting! yani... Kimse sürekli aynı şeylerden bahseden birisiyle "iletişim kurmak" istemez bunu unutmayalım. Sosyal medyada bir anlamda Heraklitvari şekilde aynı laflarla iki gün/hafta idare etmeyi aklınızdan geçirmeyin. Zaten buna da gerek yok! Çapraz promosyon diye tabir ettiğimiz yöntemi kullanarak bunun üstesinden gelinebilir. Yani çeşitli mecraların birinde üretim diğerlerinde tanıtım ve vice versa... En basitinden şunu düşünün : aceba ben olsam bu Facebook sayfasını neden takip etme ihtiyacı hissederdim. Sadece promosyonlardan yararlanmak müştelerinizin değil parazit tüketicilerin işine yarar. Eğer stratejiniz satış odaklıysa diyecek bir şey yok, ancak sosyal medyanın en uygun olduğu hedeflerden birisi marka imajının inşası! Yapacağınız ilk şey oldukça basit : Tüketicilerin sesini dinleyin! Neyi ilginç bulurlar, nelerden konuşuyorlar, neler hoşlarına gidiyor? Evet madem tüketici kral, o zaman kralı hoş tutmalı öyle değil mi?

3. Alçakgönüllü Olun : Sosyal medyada "uzman" olmak filan o kadar kolay bir iş değil, bunu baştan bilin! Sosyal medyada oldukça fazla zaman harcayan 'diğerleri'nin tavsiyelerini dinleyin, onların düşüncelerini ve eleştirilerini hesaba katın. Onlar kim mi? Sanırım müşterileriniz ya da sosyal medya açısından takipçileriniz. Sosyal medyanın sosyal olması da karşılıklı iletişimden geliyor. İçerik yaratmak ve sayfanızı geliştirmeye ayırdığınız zamanın önemli bir kısmını da tüketicilerden gelen tepkileri anlamaya ve uygun cevapları vermeye, gerekli dersleri çıkarmaya ayırın. Unutmayın, onlardan öğrenecek çok şeyiniz var!

4. Profesyonel Olmayın : Be unprofessional! Yani? Yani tüketicileriniz sizin benim gibi sıradan bir insan. Markanızın elbisesini taşıyan bir tüketicinin tekstil mühendisi olmasını beklemeyin! Ha olamaz mı olur, ama hepsi tekstil mühendisi midir, elbette hayır! O yüzden fazla mesleki/sektörel bilgilerden kaçının. Gerekirse bu gibi bilgileri şirket blogundan paylaşın. Aynı şekilde süper ötesi bir tasarıma da onbinlerce dolar harcamayın, aramızda çok azı tasarım konusunda bilgi sahibi. Tüketicinin aradığı şey sade, kolay anlaşılır, yararlı bilgi, ona aradığını verin, vermek istediğinizi değil! Onlara nazik davranın, iyi birer sosyal medya temsilcisi olursanız belki bir gün Şirinler'i bile görebilirsiniz, buna inanın!

5. Dürüst Olun : Sosyal medyada yer alıyorsanız oyunu kurallarına göre oynayın. Burası geleneksel bir mecra değil, daha samimi, daha interaktif, daha demokratik dolayısıyla daha paylaşımcı bir mecra. Tüketici tepkilerinden çekinmeyin, bilakis onlarla fikir alışverişinde bulunmaya ve yakın olmaya özen gösterin. İnternetin sunduğu bir takım imkanlardan canınızın istediğince yararlanabileceğinizi sanmayın, sosyal medya devasa bir alan ve kimse sınırlarını tam kestiremiyor. "Şikayetinizi bize, memnniyetinizi dostlarınıza bildirin" demek ve tüketicileri buna ikna etmek kolay değil. Kötü dedikodu çabuk yayılır, marka imajı yaratmak ise uzun vakit alır!

Evet bu yazı çok babacan tavsiyelerle dolu, hayır ben çok mu biliyorum? Hayır! Ama bana sorarsanız sosyal medyanın uzmanı filan öyle kast sistemine benzeyen bir şey değildir. Kim uzman olabilir (eğer mümkünse) ? Ve son bir soru: sosyal medyayı Çok okuyan mı bilir, Çok tecrübe eden mi ?

5 Mayıs 2011 Perşembe

Putları Yıkıyoruz - 2 : Hangi Pazarlamanın Sonu?

15 yıldan bu yana pazarlama stratejileri ve yeni medya teknolojileri konusunda çalışan ve son olarak da Sosyal Medya Pazarlaması konusuna eğilen İngiltere'nin saygın profesörleri Patrick Barwise ve Séan Meehan, Harvard Business Review'in 2010 Aralık sayısı için yazdıkları makalede "Evet yeni medya teknolojileri bizlere etkili araçlar ve hız sağlıyor - ancak bu yeterli değil!" diyor!

Gelişen teknolojiler ve gittikçe önemini arttıran sosyal medya araçları sonrasında, tüketicinin artan gücü karşısında kimileri "Bildiğimiz Pazarlamanın Sonu" tezlerine hevesle atıldılar. Ancak bu doğru değil! Bugün gelinen noktada ne geleneksel pazarlama stratejileri değerini kaybetti, ne de markaların geleneksel medyadaki çabaları! Yazarlara göre bugün, tüm şirketler öncelikle pazarlamanın en temel kurallarını başarıyla uygulayabilmeliler ki sosyal medya araçları yardımıyla etkin stratejiler geliştirebilsinler! Uzun tecrübeleri sonrasında araştırmacılar bizlere şu öneride bulunuyor : "Şirketler pazarlama kitaplarını yeniden yazmakla uğraşacaklarına öncelikle pazarlamanın temel kuralları ve bilhassa da 'marka vaadi' üzerine odaklansalar daha iyi ederler".

Yazarlara göre, şirketler yeni medya teknolojilerini her şeyden önce 4 temel prensip için kullanmalılar :

1 - Tüketici Vaadi : Müşteriler bir markadan ne beklerler? Şirketlerin her şeyden önce bunu düşünmesi ve onların ihtiyaçları/istekleri doğrultusunda  uygun bir marka vaadiyle yola çıkması gerekir. Burada "temel fayda" kavramı bir hayli önemli. Yani düşünün ki kola içen birisinin aradığı fayda kola olamaz! Temelde bu müşterinin ihtiyacı/isteği susuzluğunu gidermektir. Buradan yola çıkan pazarlamacı ona ayran da satabilir, meyveli soda da... Sosyal medya açısından markanın yapması gereken ise müşterilere sunduğu bu vaadin doğru anlaşılıp anlaşılmadığını sürekli biçimde takip etmek ve gerekli çalışmaları yapmaktır. Etkin bir sosyal medya takibi ve doğru hamleler tüketicilerin algısını tamamiyle arzu edilen noktaya yaklaştırmada önemli araçlar olabilir.

2 - Güven : Müşteriler, bir ürünü satın alırken hem ürünün kendisine hem de satıcıya güven duymak isterler. Daha doğrusu buna ihtiyaçları vardır. Hatırlıyorum, küçükken alışveriş yapacağımız zaman babam bizi "çarşıya" götürür ve neye ihtiyacımız varsa o ihtiyaç için tanıdığı bir dükkana giderdik. Mesela ayakkabı alınacaksa Okul Kundura'ya gidilirdi. Neden? Çünkü babam ile dükkan sahibi arasında karşılıklı bir güven ilişkisi vardı. Ve pazarlamanın bu temel kuralı 10 yıllar hatta 100 yıllardır değişmedi! Sosyal medya açısından ise bu en basitinden tüketicilere gerekli bilginin sağlanması, olumsuz bir durumda gerekli desteğin verilmesi ve müşteri sadakatinin gerçekleştirilmesi olarak okunabilir. Unutmayın, ister bugün ister 50 yıl sonra, bildiğimiz pazarlamanın bu kuralı yaşamaya devam edecek : "Size güvenmeyen birine hiç bir şey satamazsınız!".

3 - Sürekli Geliştirme : Markaların hemen hepsi için Facebook, Twitter gibi paylaşım sitelerinin gelişimi her şeyden önce önemli bir fırsatı ifade ediyor : tüketici içgörülerine maliyetsiz ve hızlı bir şekilde erişebiliyorsunuz! Bu markaların kendini geliştirebilmesi açısından sosyal medyanın sunduğu avantajların başında geliyor.  Peki burada "Bildiğimiz Pazarlama" değişmiş mi oluyor? Hayır! Kendini geliştirmek sadece pazarlamaya özgü bir şey de değil üstelik. Ancak bunu yapma yolunuz ya da daha açık söyleyeyim kullandığınız araç değişti. Yani önceleri bu işe tonla para verip, analizler için belirli bir süre beklemeniz gerekirken, şu anda bunu yaklaşık 1 gün içerisinde yapabiliyorsunuz! Burada da izlenecek süreç ve de dikkat edilmesi gereken noktalar her zaman aynı: Önce neyin yolunda gitmediğini bulun, sonra bunun nedenlerini anlamak için müşterilerinize danışın ve gerekli iyileşmeleri yapın. Hepsi bu!

4 - Alışılmışın Dışında Yenilikler : İnovasyon bir firmanın hayatta kalabilmesi ve faaliyetlerini ya da kendini geliştirebilmesi için olmazsa olmaz, bu konuda hem fikiriz. İnovasyon kaynaklarına baktığımızda "bildiğimiz pazarlama" bize ne diyor? İnovasyon fikri firma içinden gelebileceği gibi firma dışından (tedarikçiler, rakipler, müşteriler...) da gelebilir. Evet bugün de tüketici içgörüleri sosyal medya aracılığıyla firmaya ulaşabiliyor. Değişen ne? Araç ve bu aracın kullanımı. 


Burada firmaların cevap vermesi gereken sorular basit : 
  • Marka vaadimizden uzaklaşmadan, sosyal medya araçları sayesinde tüketici içgörülerine en doğru ve etkin şekilde nasıl ulaşabiliriz?
  • Sosyal medyaya dahil olurken aceba şirketler nasıl bir tavır ve tutum takınmalı?
  • Sosyal medyada etki yaratmaya çalışırken, marka imajını da aynı zamanda nasıl "olması gerektiği" gibi koruyabiliriz?
Sorması kolay, cevaplaması zor sorular! Ancak cevapları bulmaya çalışırken bizlere düşen şey sorunsalı doğru tanımlamak : Pazarlama'nın sonuna filan gelmedik, merak etmeyin! Değişiklikleri doğru anlamayı ve bunların karşısında uygun pozisyonları almalıyız hepsi bu...

Sosyal Medya Pazarlamasındaki putları yıkmaya devam etmek için takipte kalın!

Bu yazıda üzerinde durduğumuz makale :"The One Thing You Must Get Right When Building a Brand"; Patrick Barwise ve Séan Meehan; Harvard Business Review, Aralık 2010; Sayfa 80 - 84.