Sosyal medya pazarlama dünyasında bayağı yankı uyandırmışa benziyor. Bugün büyük şirketlerin büyük bir çoğunluğu sosyal medya kullanımının önemini anlamış ve sosyal medya araçlarını pazarlama faaliyetlerine entegre etmiş vaziyette. Sosyal Medya'da şirketlerin başarılı olması için çalışan sosyal medya uzmanlarının yahut ajanslarının anlaması ve akılda tutması gereken bir şey var : Pazarlama bilgisine sahip olmadan müşterinizin ne dediğini anlamanız, dolayısıyla onların hedeflerine ulaşmasını sağlamanız bir hayli zor! Ancak belki bundan daha önemlisi sosyal medyada gerçekten tüketicileriniz açısından "sosyal" olabilmek! Bunun için neler mi yapılmalı? Buyrun burdan bakın...
1. Aktif Olun : Be Actif! yani... Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi sosyal medyada olmanın öncelikli amacı tüketiciniz ile bir diyalog geliştirmeniz olmalı. Bu ilişki için de birinin adım atması şart öyle değil mi? İşte o adımı siz atın! Sosyal medyanı sosyal olması kullanıcılar arasındaki paylaşımdan kaynaklanıyor. Tüketicilerinizin iişine yarayabilecek güncel/önemli bilgileri onlarla paylaşın, gözden kaçanlara dikkatlerini çekin. Sosyal medya dediğimiz şey "aman efendim şu ürünümüz var bakın ne şahane, bugün hangi ürünümüzü kullandınız?" filan gibi mesajlar değil açıkçası. Mesela tekstil alanında bir gençlik markası iseniz sürekli kendi kolleksiyonunuzu tanıtacağınıza "Kim ne giymiş?" gibi bir konsept düşünün. Unutmayın, insanlar birbirlerinin hayatlarına meraklıdır, e zaten ondan sosyal medya var ya!
2. İlginç Olun : Be Interesting! yani... Kimse sürekli aynı şeylerden bahseden birisiyle "iletişim kurmak" istemez bunu unutmayalım. Sosyal medyada bir anlamda Heraklitvari şekilde aynı laflarla iki gün/hafta idare etmeyi aklınızdan geçirmeyin. Zaten buna da gerek yok! Çapraz promosyon diye tabir ettiğimiz yöntemi kullanarak bunun üstesinden gelinebilir. Yani çeşitli mecraların birinde üretim diğerlerinde tanıtım ve vice versa... En basitinden şunu düşünün : aceba ben olsam bu Facebook sayfasını neden takip etme ihtiyacı hissederdim. Sadece promosyonlardan yararlanmak müştelerinizin değil parazit tüketicilerin işine yarar. Eğer stratejiniz satış odaklıysa diyecek bir şey yok, ancak sosyal medyanın en uygun olduğu hedeflerden birisi marka imajının inşası! Yapacağınız ilk şey oldukça basit : Tüketicilerin sesini dinleyin! Neyi ilginç bulurlar, nelerden konuşuyorlar, neler hoşlarına gidiyor? Evet madem tüketici kral, o zaman kralı hoş tutmalı öyle değil mi?
3. Alçakgönüllü Olun : Sosyal medyada "uzman" olmak filan o kadar kolay bir iş değil, bunu baştan bilin! Sosyal medyada oldukça fazla zaman harcayan 'diğerleri'nin tavsiyelerini dinleyin, onların düşüncelerini ve eleştirilerini hesaba katın. Onlar kim mi? Sanırım müşterileriniz ya da sosyal medya açısından takipçileriniz. Sosyal medyanın sosyal olması da karşılıklı iletişimden geliyor. İçerik yaratmak ve sayfanızı geliştirmeye ayırdığınız zamanın önemli bir kısmını da tüketicilerden gelen tepkileri anlamaya ve uygun cevapları vermeye, gerekli dersleri çıkarmaya ayırın. Unutmayın, onlardan öğrenecek çok şeyiniz var!
4. Profesyonel Olmayın : Be unprofessional! Yani? Yani tüketicileriniz sizin benim gibi sıradan bir insan. Markanızın elbisesini taşıyan bir tüketicinin tekstil mühendisi olmasını beklemeyin! Ha olamaz mı olur, ama hepsi tekstil mühendisi midir, elbette hayır! O yüzden fazla mesleki/sektörel bilgilerden kaçının. Gerekirse bu gibi bilgileri şirket blogundan paylaşın. Aynı şekilde süper ötesi bir tasarıma da onbinlerce dolar harcamayın, aramızda çok azı tasarım konusunda bilgi sahibi. Tüketicinin aradığı şey sade, kolay anlaşılır, yararlı bilgi, ona aradığını verin, vermek istediğinizi değil! Onlara nazik davranın, iyi birer sosyal medya temsilcisi olursanız belki bir gün Şirinler'i bile görebilirsiniz, buna inanın!
5. Dürüst Olun : Sosyal medyada yer alıyorsanız oyunu kurallarına göre oynayın. Burası geleneksel bir mecra değil, daha samimi, daha interaktif, daha demokratik dolayısıyla daha paylaşımcı bir mecra. Tüketici tepkilerinden çekinmeyin, bilakis onlarla fikir alışverişinde bulunmaya ve yakın olmaya özen gösterin. İnternetin sunduğu bir takım imkanlardan canınızın istediğince yararlanabileceğinizi sanmayın, sosyal medya devasa bir alan ve kimse sınırlarını tam kestiremiyor. "Şikayetinizi bize, memnniyetinizi dostlarınıza bildirin" demek ve tüketicileri buna ikna etmek kolay değil. Kötü dedikodu çabuk yayılır, marka imajı yaratmak ise uzun vakit alır!
Evet bu yazı çok babacan tavsiyelerle dolu, hayır ben çok mu biliyorum? Hayır! Ama bana sorarsanız sosyal medyanın uzmanı filan öyle kast sistemine benzeyen bir şey değildir. Kim uzman olabilir (eğer mümkünse) ? Ve son bir soru: sosyal medyayı Çok okuyan mı bilir, Çok tecrübe eden mi ?
Tanıtım
Şiketlerin Sosyal Medya kullanımı ile ilgili güncel haberler, ilginç istatistikler, yararlı yorumlar, başarılı kampanyalar ve daha neler neler okuyabileceğiniz bir "Sosyal Mecra"...
internet pazarlaması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet pazarlaması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mayıs 2011 Çarşamba
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Zaytung'dan Ne Öğrendim?
Geçen yazımızda Sosyal Medya'da fırsatlar ve risklerden bahsetmiştik. Son yazının ardından oldukça zaman geçti ve blogumu bu süre içerisinde yeni bir yazı ile süsleyemedim ne yazık ki. Malum master öğrencisi olmak, sınavlar, çeşitli sorumluluklar filan feşmekan... Bu kez Zaytung örneğinden yola çıkarak Sosyal Medya'nın etkisini ve bir araç olarak nasıl kullanılabileceğini göstermeye çalışacağım, dilim döndüğünce...
Zaytung'u 2009 yılının Ağustos ayında faaliyete geçirmiş sitenin kurucusu Hakan Bil. Bir önceki yazımıza ve o yazıda yararlandığımız kaynağa bakarak Zaytung'u Wikipedia gibi "paylaşımcı proje" (Collaborative Projects) olarak adlandırmak mümkün. Paylaşımcı proje dediğimiz şey çok sayıda kullanıcının ortaklaşa ürettikleri bir içeriğe sahip internet mecralarına verilen isim. Ancak bu, örneğin video paylaşımı sitesi olan Youtube gibi sitelerden farklı bir şey. Zaytung bir anlamda ülkemizde oldukça popüler olan "sözlük formatı" nın dışına çıkarak, çok daha ciddi ve daha fazla emek isteyen paylaşımcı bir haber sitesi yahut bilgi kaynağı olarak konumlanmış durumda. Öte yandan Zaytung, medyanın demokratikleşmesinin de en önemli örnekleri arasında gösterilebilir. Başlarda tek başına çeşitli yazılar yazan Hakan Bil, sonrasında siteyi kullanıcı katılımına açarak bir anlamda "daha çok kişi, daha üretken site" noktasına erişmiş. Bugün geldiği noktada Zaytung'un 15 bine yakın "katılımcı"sı, Facebook'ta 100 binden fazla 'hayranı' var. Hal böyle olunca da site reklamverenlerin göz ardı edemeyeceği bir mecraya dönüşmüş durumda ve şu anda reklam faaliyetleri için Doğan Yayın Holding ile ortaklığa gidilmiş.
Peki hemen hemen 2 yıl içerisinde Zaytung'u bu kadar popüler kılan şey ne aceba?
1. Doğru fikir : Zaytung, doğru fikiri bulmuş! Bugün medyanın ne kadar yanlı/yozlaşmış vs. olduğunu bilmeyen yok maalesef. Kendilerini ciddiye alan birçok adam ve kadın medya köşelerine kurulmuş oradan ahkam kesip durmaktalar. Araştırmacı gazetecilerin aslında ne kadar hazıra konan 'araştırmamacı' kişiler olduğunun sayısız örneği önümüzde duruyor. Bu anlamda Zaytung geleneksel medyanın karşısında konumlanmış bir sosyal mecra. Düşünün bir kez; önceleri Zaytung haberini ciddiye alan bu 'bilirkişiler' nasıl da medyaya çıkıp mangalda kül bırakmıyorlardı? Yahut bugün "zaytung haberi değil gerçek gibi" paylaşımlar, "zaytung haberciliği" gibi tanımlamalar fikirin ne kadar etkili olduğunu açık bir şekilde göstermekte... Yani Zaytung adeta "medyada yeni bir soluk" oldu.
2. Uygun İçerik : Zaytung'un mizahi ve iğneleyici içeriği oldukça önemli. Gündemi ve geleneksel medyayı eleştirirken iğneleyici tavrı ve pratik zekadan nasibini almış üslubu kolayca anlaşılır ve hoşa gidecek biçimde... Zaytung'daki haberler, hem gündemi tam hedeften vuran, hem de çeşitli konularda toplumun derinlerine işlemiş ön yargılar, kabüller, "yanlış bilinç"lerden en iyi şekilde yararlanarak hazırlanmış izlenimini veriyor. Sitenin takipçi ve kullanıcı sayısının da artmasıyla birlikte çeşitli haber videolarından, dergi kapak tasarımlarına birçok farklı araç ile hedefe en uygun içerik seçilerek seyirciyi sıkmadan her daim siteye olan trafik arttırılıyor.
3. Sosyal Medyanın Gücü : Bu konuda blogda epeyce yazdım. Sosyal medyanın tek başına devrim yapabileceği ya da dünyayı değiştirebileceği iddialarına inanmasam da belirli bir popülerliğe ulaşmakta daha etkili başka bir araç olduğunu iddia edemeyiz. Zaytung 2009'da başlamış yayın hayatına, benim de siteyi tanımam Eylül-Ekim 2009 tarihine filan rastgelir. Ancak Zaytung'u sosyal medyadan değil geleneksel medyadan yani bir arkadaşımla sohbet esnasında öğrendim! Okuduğum ilk haber de Licheinstein futbol federasyonu ile ilgili bir haberdi. İlk etkiyi hatırlıyorum, siteyi hiç tanımayan birisi olarak biraz afallamıştım. Zaman zaman ciddi mi bu filan gibi şüphelere bile kapıldım. Sitede biraz vakit geçirince konseptin ne kadar başarılı ve eğlenceli olduğunu düşünmeye başladım. Yanlış hatırlamıyorsam o zamanlar facebook'ta paylaş filan gibi butonlar yoktu sitede, demek ki site biraz kendi halindeydi o vakitler. Daha sonra facebook'a link filan yapıştırarak her gün bir şeyler paylaşmaya başladım. Her defasında bir şeyler okuyor, bir hayli eğleniyor, zeka parıltılarından gözlerim kamaşıyor ve elimden geldiğince arkadaşlarımla paylaşıyordum. Bir kaç ay sonra da sosyal medyada gerçek anlamda zaytung fırtınası esmeye başladı.
Yani Zaytung'un yükselişi 2010 yılına rast geliyor. Öncesinde benden başka çevremde Zaytung'u bilen ya da paylaşan kişiler yoktu. Önceleri haberleri ciddiye alıp komik yorumlar yapan arkadaşlarım sonrasında benim gözümden kaçan yazıları filan paylaşmaya başladılar. Zaten sosyal medya dediğimiz tam da bu! Yani bir dedikodu, virüs etkisi! O dönemdeki paylaşımların birincil ve ikincil kaynaklardan ne kadar kişiye ulaştığı hakkında elbette en ufak bir fikrim yok. Çıkıp burada Zaytung'u ben meşhur ettim gibi bir iddiaya girişecek değilim elbette : ) Ama önemli olan muhtemeldir ki bir dönem boyunca benim gibi onlarca ya da yüzlerce kullanıcı bu içeriği durmaksızın sosyal medyada paylaşıyordu... Hatta ek olarak şunu hatırlamakta yarar var ki o dönemde bu kadar geniş bir kitleye bir anda ulaşacabilecğini hesaba katamayan site yoğun trafik sebebiyle çeşitli defalar kimi teknik sorunlarla bile karşılaşmaya başlamıştı.
Burada bir parantez açarak sosyal medyanın nasıl işlediği ve popülaritenin nasıl sağlandığı konusunda bir fikir vermeye çalışmak istiyorum. Yukarıdaki grafik Facebook'un Amerika ve dünya genelinde yıllara göre kullanıcı sayısını göstermekte. 2007 yılında dünyanın diğer ülkelerindeki kullanıcı sayısının Amerika'daki sayıyı geçmeye aşlamasıyla birlikte 2 yıl içerisinde kullanıcı sayısı aşağı yukarı 10'a katlanıyor! Yani sosyal medyada belirli bir zaman dilimi ve görünürlüğün neticesinde takipçi sayınız ve siteye gelen trafik önceleri görülmedik bir seviyede rekor şekilde artmaya başlıyor. Tabi doğru şeyleri yaparsanız! Ben bunu pazalamadaki "market visibility" teorisiyle özdeşleştiriyorum. İnternet teknolojilerinin ve paylaşımların kümülatif bir yapısı ve etkisi olduğunu bu örnekten de anlamak gerekiyor. Yani kimse bir anda ünlü filan olmuyor, bunun için gerekli zamanı en etkin şekilde kullanmak ve doğru stratejileri geliştirmek şart...
Bugün Zaytung'un başarısı çok daha ciddi "vaka analizlerine" konu olacak seviyede. Ancak ne ben o bilgi birikimine ve uzmanlığa sahibim ne de elimde yeterli bilgi ve kaynak bulunmakta... Geçen zaman içerisinde Zaytung, Social Media Week, Boğaziçi Üniversitesi gibi çeşitli platformlara katılmış, tartışılmış, söyleşilmiş... Ayrıca site ekibinden kitap çıkaranlar, bunun tanıtımını da yine siteden yapan arkadaşlar var, eleştirmek için değil, Zaytung'un etki sınırlarını göstermek için söylüyorum. Kullanıcı ve takipçi sayısından daha önce zaten bahsettik. Zaytung haberciliği kavramının sözlüğe girmesini isteyenlerden, zaytung haberi değil paylaşımlarına çok farklı boyutlar söz konusu... Tartışmaya devam, takipte kalın lütfen.
Zaytung'u 2009 yılının Ağustos ayında faaliyete geçirmiş sitenin kurucusu Hakan Bil. Bir önceki yazımıza ve o yazıda yararlandığımız kaynağa bakarak Zaytung'u Wikipedia gibi "paylaşımcı proje" (Collaborative Projects) olarak adlandırmak mümkün. Paylaşımcı proje dediğimiz şey çok sayıda kullanıcının ortaklaşa ürettikleri bir içeriğe sahip internet mecralarına verilen isim. Ancak bu, örneğin video paylaşımı sitesi olan Youtube gibi sitelerden farklı bir şey. Zaytung bir anlamda ülkemizde oldukça popüler olan "sözlük formatı" nın dışına çıkarak, çok daha ciddi ve daha fazla emek isteyen paylaşımcı bir haber sitesi yahut bilgi kaynağı olarak konumlanmış durumda. Öte yandan Zaytung, medyanın demokratikleşmesinin de en önemli örnekleri arasında gösterilebilir. Başlarda tek başına çeşitli yazılar yazan Hakan Bil, sonrasında siteyi kullanıcı katılımına açarak bir anlamda "daha çok kişi, daha üretken site" noktasına erişmiş. Bugün geldiği noktada Zaytung'un 15 bine yakın "katılımcı"sı, Facebook'ta 100 binden fazla 'hayranı' var. Hal böyle olunca da site reklamverenlerin göz ardı edemeyeceği bir mecraya dönüşmüş durumda ve şu anda reklam faaliyetleri için Doğan Yayın Holding ile ortaklığa gidilmiş.
Peki hemen hemen 2 yıl içerisinde Zaytung'u bu kadar popüler kılan şey ne aceba?
1. Doğru fikir : Zaytung, doğru fikiri bulmuş! Bugün medyanın ne kadar yanlı/yozlaşmış vs. olduğunu bilmeyen yok maalesef. Kendilerini ciddiye alan birçok adam ve kadın medya köşelerine kurulmuş oradan ahkam kesip durmaktalar. Araştırmacı gazetecilerin aslında ne kadar hazıra konan 'araştırmamacı' kişiler olduğunun sayısız örneği önümüzde duruyor. Bu anlamda Zaytung geleneksel medyanın karşısında konumlanmış bir sosyal mecra. Düşünün bir kez; önceleri Zaytung haberini ciddiye alan bu 'bilirkişiler' nasıl da medyaya çıkıp mangalda kül bırakmıyorlardı? Yahut bugün "zaytung haberi değil gerçek gibi" paylaşımlar, "zaytung haberciliği" gibi tanımlamalar fikirin ne kadar etkili olduğunu açık bir şekilde göstermekte... Yani Zaytung adeta "medyada yeni bir soluk" oldu.
2. Uygun İçerik : Zaytung'un mizahi ve iğneleyici içeriği oldukça önemli. Gündemi ve geleneksel medyayı eleştirirken iğneleyici tavrı ve pratik zekadan nasibini almış üslubu kolayca anlaşılır ve hoşa gidecek biçimde... Zaytung'daki haberler, hem gündemi tam hedeften vuran, hem de çeşitli konularda toplumun derinlerine işlemiş ön yargılar, kabüller, "yanlış bilinç"lerden en iyi şekilde yararlanarak hazırlanmış izlenimini veriyor. Sitenin takipçi ve kullanıcı sayısının da artmasıyla birlikte çeşitli haber videolarından, dergi kapak tasarımlarına birçok farklı araç ile hedefe en uygun içerik seçilerek seyirciyi sıkmadan her daim siteye olan trafik arttırılıyor.
3. Sosyal Medyanın Gücü : Bu konuda blogda epeyce yazdım. Sosyal medyanın tek başına devrim yapabileceği ya da dünyayı değiştirebileceği iddialarına inanmasam da belirli bir popülerliğe ulaşmakta daha etkili başka bir araç olduğunu iddia edemeyiz. Zaytung 2009'da başlamış yayın hayatına, benim de siteyi tanımam Eylül-Ekim 2009 tarihine filan rastgelir. Ancak Zaytung'u sosyal medyadan değil geleneksel medyadan yani bir arkadaşımla sohbet esnasında öğrendim! Okuduğum ilk haber de Licheinstein futbol federasyonu ile ilgili bir haberdi. İlk etkiyi hatırlıyorum, siteyi hiç tanımayan birisi olarak biraz afallamıştım. Zaman zaman ciddi mi bu filan gibi şüphelere bile kapıldım. Sitede biraz vakit geçirince konseptin ne kadar başarılı ve eğlenceli olduğunu düşünmeye başladım. Yanlış hatırlamıyorsam o zamanlar facebook'ta paylaş filan gibi butonlar yoktu sitede, demek ki site biraz kendi halindeydi o vakitler. Daha sonra facebook'a link filan yapıştırarak her gün bir şeyler paylaşmaya başladım. Her defasında bir şeyler okuyor, bir hayli eğleniyor, zeka parıltılarından gözlerim kamaşıyor ve elimden geldiğince arkadaşlarımla paylaşıyordum. Bir kaç ay sonra da sosyal medyada gerçek anlamda zaytung fırtınası esmeye başladı.
Yani Zaytung'un yükselişi 2010 yılına rast geliyor. Öncesinde benden başka çevremde Zaytung'u bilen ya da paylaşan kişiler yoktu. Önceleri haberleri ciddiye alıp komik yorumlar yapan arkadaşlarım sonrasında benim gözümden kaçan yazıları filan paylaşmaya başladılar. Zaten sosyal medya dediğimiz tam da bu! Yani bir dedikodu, virüs etkisi! O dönemdeki paylaşımların birincil ve ikincil kaynaklardan ne kadar kişiye ulaştığı hakkında elbette en ufak bir fikrim yok. Çıkıp burada Zaytung'u ben meşhur ettim gibi bir iddiaya girişecek değilim elbette : ) Ama önemli olan muhtemeldir ki bir dönem boyunca benim gibi onlarca ya da yüzlerce kullanıcı bu içeriği durmaksızın sosyal medyada paylaşıyordu... Hatta ek olarak şunu hatırlamakta yarar var ki o dönemde bu kadar geniş bir kitleye bir anda ulaşacabilecğini hesaba katamayan site yoğun trafik sebebiyle çeşitli defalar kimi teknik sorunlarla bile karşılaşmaya başlamıştı.
| Kaynak : The Economist, A special Report on Social Networking, January 30th of 2010. |
Burada bir parantez açarak sosyal medyanın nasıl işlediği ve popülaritenin nasıl sağlandığı konusunda bir fikir vermeye çalışmak istiyorum. Yukarıdaki grafik Facebook'un Amerika ve dünya genelinde yıllara göre kullanıcı sayısını göstermekte. 2007 yılında dünyanın diğer ülkelerindeki kullanıcı sayısının Amerika'daki sayıyı geçmeye aşlamasıyla birlikte 2 yıl içerisinde kullanıcı sayısı aşağı yukarı 10'a katlanıyor! Yani sosyal medyada belirli bir zaman dilimi ve görünürlüğün neticesinde takipçi sayınız ve siteye gelen trafik önceleri görülmedik bir seviyede rekor şekilde artmaya başlıyor. Tabi doğru şeyleri yaparsanız! Ben bunu pazalamadaki "market visibility" teorisiyle özdeşleştiriyorum. İnternet teknolojilerinin ve paylaşımların kümülatif bir yapısı ve etkisi olduğunu bu örnekten de anlamak gerekiyor. Yani kimse bir anda ünlü filan olmuyor, bunun için gerekli zamanı en etkin şekilde kullanmak ve doğru stratejileri geliştirmek şart...
Bugün Zaytung'un başarısı çok daha ciddi "vaka analizlerine" konu olacak seviyede. Ancak ne ben o bilgi birikimine ve uzmanlığa sahibim ne de elimde yeterli bilgi ve kaynak bulunmakta... Geçen zaman içerisinde Zaytung, Social Media Week, Boğaziçi Üniversitesi gibi çeşitli platformlara katılmış, tartışılmış, söyleşilmiş... Ayrıca site ekibinden kitap çıkaranlar, bunun tanıtımını da yine siteden yapan arkadaşlar var, eleştirmek için değil, Zaytung'un etki sınırlarını göstermek için söylüyorum. Kullanıcı ve takipçi sayısından daha önce zaten bahsettik. Zaytung haberciliği kavramının sözlüğe girmesini isteyenlerden, zaytung haberi değil paylaşımlarına çok farklı boyutlar söz konusu... Tartışmaya devam, takipte kalın lütfen.
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Putları Yıkıyoruz : #SosyalMedya Geleneksel Medyaya K@rşı ?
Pazarlamacıları bilirsiniz, kendilerini ve fikirlerini de bir ürün gibi gördüklerinden bazen bu ikisini pazarlamak için türlü yolu denerler! Her değişimle birlikte 40 "Akıllı" kuyuya bir taş atar, delinin 1'i onu çıkarmakla uğraşır. Şimdi gelin, son dönemde pazarlama camiasında yaratılan putları yıkmayı deneyelim!!!
Evet, doğru olan bir şey var ki medya dediğimiz şey son on yılda oldukça değişti... Gazete, Tv gibi geleneksel medyaların yanında bugün Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri ile bloglar ve forumların yer aldığı sosyal medya kah iç içe kah yan yana varlıklarını sürdürüyorlar (şimdilik?). Peki bu medyaların rolünü tam olarak anlayabildik mi? Bu iki medya kanalının şirketlerin pazarlama performanslarında nasıl bir rolü olacağı üzerine yeterince düşündük mü? Sağolsun pazarlama alanında çalışan Andrew T. Stephen, ve Jeff Galak adlı iki akademisyen bizim için düşünmüş ve bu konuda bir makale kaleme almışlar. Şimdi sorduğumuz soruların cevaplarını onlardan dinleyelim...
Araştırmacıların vardığı ilk sonuç : hem geleneksel hem de sosyal medyanın pazarlama faaliyetlerinde güçlü bir etkisi olduğu! Ancak sosyal medyanın ünite bazında etkisi geleneksel medyaya oranla daha düşük çıkmış! Ne var ki, Stephen ve Galak'a göre sosyal medya gelenseksel medyaya oranla daha geniş hacimli olduğundan ortaya şöyle bir denklem çıkmış : "Sosyal medya = geniş hacim, ünite başına daha az fayda; geleneksel medya = sınırlı hacim, her bir ünite karşılığında daha yüksek fayda".
Burada küçük bir açıklama yapmakta yarar var : Sosyal medyanın genellikle genç ve teknolojiden anlayan kuşağa seslendiği düşünülür, oysa bu doğru değil! Örneğin Amerika'da sosyal medya toplam nüfusun %75'ini kapsayan bir ağ. Medyanın satışları geliştirebileceği, marka imajına katkıda bulunabileceği (ya da zarar verebileceği...) bir sır değil ancak doğrusunu söylemek gerekirse ortalıkta dolanan "pazarlama stratejileri"ni gördükten sonra, bu iki medyanın entegre bir değerlendirmesini yapmak da zorunlu...
Yapılan araştırma sonucunda iki yazar, geleneksel medyanın halen pazarlama faaliyetlerinde önemli bir etkisi olduğunu saptamış, sosyal medyanın ise uzun süreli istikrar yakalamada önemli olduğunu göstermişler. Bunun yanında şirketlerin sosyal medya üzerindeki varlığı ise; sosyal medya araçlarının "eş zamanlı ve herkese açık doğası" sayesinde müşterilerle önemli bir bağlantı kurulması ve bu bağlantının korunabilmesi anlamına geliyor. Ayrıca, araştırmada bu iki medyada yürütülen faaliyetlerin birbirine entegre şekilde gerçekleşmesi gerektiği vurgulanıyor. Yani "Gazete, TV öldü! Yaşasın Sosyal Medya!!!" çığırtkanlıkları en azından şu an için pek bir anlam ifade etmiyor! Bununla birlikte öyle görünüyor ki; sosyal medya üzerinde bloglar, forumlar, paylaşım siteleri gibi mecralardaki "mesajlar" geleneksel medyadan yayılan "reklam"lar karşısında güvenilirlik ve etki açısından bir adım daha önde! Ama bu noktada da tüketicilerin, sosyal medyadan edindikleri bilgiler ile firmaların geleneksel medyadaki varlıklarını birbirine ekleyen bir düşünce yapısında olmaları, bu iki medyanın şirketlerin pazarlama faaliyetlerinde stratejik bir biçimde entegre şekilde kullanılması gerektiğini gösteriyor.
Bu konuyu tartışmaya ve diğer putları yıkmaya devam edeceğiz. Şimdilik Takipte Kalın!!!
Bu yazıda Working Paper, INSEAD : Andrew T. Stephen, ve Jeff Galak; "The Complementary Roles of Traditional and Social Media in Driving Marketing Performance" adlı kaynak baz alınmıştır.http://twitter.com/#!/saved-search/sosyal%20medya
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Best Buy CEO'sundan Sosyal Medya Dersleri - 2
Harvard Business Review'ın Aralık 2010 sayısında yer alan Brian Dunn'ın sosyal medya macerasından dün bahsetmiştik. Bugün aynı yazıdan geriye kalan notlarla devam edelim.
Best Buy CEO'su Brian Dunn, yazısında şirketlere sosyal medya stratejileri açısından çok önemli bir uyarıda bulunuyor. Genelde yöneticilerin "Bu araçları nasıl kara dönüştürebilirim?", sorusuyla işe giriştiklerini ancak bunun denklemi yanlış kurmak olduğunu ifade ediyor. Ona göre sorulması gereken soru : "Aceba sosyal medya araçlarını kullanarak çalışanlarımız ve müşterilerimiz ile olan ilişkimizi nasıl bir adım öteye taşıyabiliriz?". Sosyal medyanın ne olduğunu tartışırken "sosyal medya bugün şirketler açısından her şeyden önce müşterileri ve tüketicilerle diyalog kurma ile ilgilidir" demiştik. Dolayısıyla sosyal medya stratejisi geliştirilirken "birine bir şey satmadan önce onunla bir ilişki kurmalısınız"! Bugün gelinen noktada tüketicinin karar alma sürecinin kimi önemli değişikliklere uğradığını biliyoruz ve güncel modellerden birisinden önümüzdeki günlerde bahsedeceğiz. Temelde değişmeyen ancak şekil değiştiren bir şey var, işte Brian Dunn da buna değiniyor : bugün tüketicilerin bir ürün ya da servisi satın alma sürecinde çevrenin etkisinin ne kadar önemli olduğunun altını çizen Dunn, sosyal medya sayesinde bu etkileşimin çok daha önemli bir boyuta eriştiğini ve bu bağlamdan doğru şekilde yararlanmak gerektiğini söylüyor. Ayrıca sosyal medya üzerinden müşterilerine teknik destek sunduklarını da belirten Brian Dunn, müşterilerin sorunlarına eş zamanlı çözümler geliştirmenin şirket performansını olumlu biçimde etkilendiğini hatırlatıyor. Bu stratejinin, uzun zamanlı müşteri sadakati geliştirmek için tutarlı ve etkili bir yol olduğunu düşündüğünü de ekliyor.
Brian Dunn'un altını çizdiği bir diğer önemli nokta ise, şirketlerin sanal faaliyetleri ile gerçek dünyadaki faaliyetleri arasında sıkı bir bağın var olduğunu söylemesi. Dunn'un belirttiğine göre bugün şirketin internet sitesi Best Buy'ın mağaza satışlarını %50 gibi bir oranda etkilemekte ve internetten sipariş veren müşterilerin %30'u siparişlerini mağazaya gelerek teslim alıyor! Yani tek başına sosyal medya faaliyetleri mucizevi bir etki yaratmadığı gibi bugün sosyal medyayı pazarlama ve P&R stratejinizden ayrı düşünmenin de imkanı yok!
Evet, hepimiz Best Buy CEO'su değiliz ve yakın bir gelecekte de olmamız zor gibi gözüküyor. Ayrıca bu siteyi takip edenler arasında da CEO'ların olması düşük bir ihtimal. Ancak anlamamız gereken şey sosyal medya ile şirket performansını arttırmak sadece büyük şirketlere özgü bir olasılık değil! Tam aksine, KOBİ'lerin bir kısmı sosyal medyanın önemini çok iyi anlamış durumda ve bu hafta içerisinde "Örnek Vakalar" ile ele aldığımızda göreceksiniz, çok düşük bir maliyet ve çaba sarfederek harikalar yaratabiliyorlar. Nasıl olduğunu görmek için takipte kalın!
Not : Bu yazı, Aralık 2010 tarihli Harvard Business Review'da yayınlanan "Best Buy's CEO on Learning to Love Social Media" adlı makaleden yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Dileyenler yazının orjinaline derginin 45-50. sayfalarından ulaşabilir.
Best Buy CEO'su Brian Dunn, yazısında şirketlere sosyal medya stratejileri açısından çok önemli bir uyarıda bulunuyor. Genelde yöneticilerin "Bu araçları nasıl kara dönüştürebilirim?", sorusuyla işe giriştiklerini ancak bunun denklemi yanlış kurmak olduğunu ifade ediyor. Ona göre sorulması gereken soru : "Aceba sosyal medya araçlarını kullanarak çalışanlarımız ve müşterilerimiz ile olan ilişkimizi nasıl bir adım öteye taşıyabiliriz?". Sosyal medyanın ne olduğunu tartışırken "sosyal medya bugün şirketler açısından her şeyden önce müşterileri ve tüketicilerle diyalog kurma ile ilgilidir" demiştik. Dolayısıyla sosyal medya stratejisi geliştirilirken "birine bir şey satmadan önce onunla bir ilişki kurmalısınız"! Bugün gelinen noktada tüketicinin karar alma sürecinin kimi önemli değişikliklere uğradığını biliyoruz ve güncel modellerden birisinden önümüzdeki günlerde bahsedeceğiz. Temelde değişmeyen ancak şekil değiştiren bir şey var, işte Brian Dunn da buna değiniyor : bugün tüketicilerin bir ürün ya da servisi satın alma sürecinde çevrenin etkisinin ne kadar önemli olduğunun altını çizen Dunn, sosyal medya sayesinde bu etkileşimin çok daha önemli bir boyuta eriştiğini ve bu bağlamdan doğru şekilde yararlanmak gerektiğini söylüyor. Ayrıca sosyal medya üzerinden müşterilerine teknik destek sunduklarını da belirten Brian Dunn, müşterilerin sorunlarına eş zamanlı çözümler geliştirmenin şirket performansını olumlu biçimde etkilendiğini hatırlatıyor. Bu stratejinin, uzun zamanlı müşteri sadakati geliştirmek için tutarlı ve etkili bir yol olduğunu düşündüğünü de ekliyor.
Brian Dunn'un altını çizdiği bir diğer önemli nokta ise, şirketlerin sanal faaliyetleri ile gerçek dünyadaki faaliyetleri arasında sıkı bir bağın var olduğunu söylemesi. Dunn'un belirttiğine göre bugün şirketin internet sitesi Best Buy'ın mağaza satışlarını %50 gibi bir oranda etkilemekte ve internetten sipariş veren müşterilerin %30'u siparişlerini mağazaya gelerek teslim alıyor! Yani tek başına sosyal medya faaliyetleri mucizevi bir etki yaratmadığı gibi bugün sosyal medyayı pazarlama ve P&R stratejinizden ayrı düşünmenin de imkanı yok!
Evet, hepimiz Best Buy CEO'su değiliz ve yakın bir gelecekte de olmamız zor gibi gözüküyor. Ayrıca bu siteyi takip edenler arasında da CEO'ların olması düşük bir ihtimal. Ancak anlamamız gereken şey sosyal medya ile şirket performansını arttırmak sadece büyük şirketlere özgü bir olasılık değil! Tam aksine, KOBİ'lerin bir kısmı sosyal medyanın önemini çok iyi anlamış durumda ve bu hafta içerisinde "Örnek Vakalar" ile ele aldığımızda göreceksiniz, çok düşük bir maliyet ve çaba sarfederek harikalar yaratabiliyorlar. Nasıl olduğunu görmek için takipte kalın!
Not : Bu yazı, Aralık 2010 tarihli Harvard Business Review'da yayınlanan "Best Buy's CEO on Learning to Love Social Media" adlı makaleden yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Dileyenler yazının orjinaline derginin 45-50. sayfalarından ulaşabilir.
1 Mayıs 2011 Pazar
Best Buy CEO'sundan Sosyal Medya Dersleri
Harvard Business Review'in (HBR) 2010 Aralık sayısının odak konusu : "Sosyal Medya ve Marka Yönetiminin (Branding) Yeni Yolları" idi. Yeri geldiğince bu kaynaktan edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışacağım, ancak pazar gününün rahatlığı içinde sizleri çok sıkmayacak ve oldukça ilginç bulduğum Best Buy'ın CEO'su, Brian Dunn'un sosyal medya macerasına öncelik vermek bana daha doğru gibi göründü. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?
Hepimiz öyle ya da böyle sosyal medya araçlarını kullanıyoruz, (hatta Brian Dunn'un da belirttiği gibi bugün internet, elektrik gibi çok temel bir ihtiyaç halini almış durumda), belki en popüler olan Facebook, belki birden çok sosyal paylaşım sitesi ile içli dışlıyız. Ve kimi zaman beklemediğimiz olaylar başımıza gelebiliyor. Paylaşmak istediğimiz mesajı yanlış birine yollayabiliyor ya da tanımadığımız kişilerle kendimizi tuhaf bir tartışmanın içinde bulabiliyoruz. Sosyal medyanın "herkese açık, transparan, demokratik..." yapısı gereği bunlar aslında gayet normal. Ama düşünün ki Best Buy gibi büyük bir firmanın CEO'sunuz ve Twitter hesabınız hacklenerek izleyicilerinize “I’ve been having a lot of great sex lately, and here’s why.” diye bir mesaj gönderiliyor!
Brian Dunn, HBR'a yazdığı makalede bu olay meydana geldiğinde şirkette bir paniğin baş gösterdiğini ve ilk anda ne yapacaklarını bilemediklerini samimi bir şekilde ifade ediyor. Sorun aslında kısmen kullandığı şifre ile alakalı ve ilk işi şirketin IT departmanına danışarak çok daha güvenli bir şifre geliştirmek ve şifresini sürekli yenilemek oluyor.
Bu zor durum karşısında Brian Dunn yine de sosyal medyadan umutlu ve mealen şöyle diyor : "Sosyal medya, bugün kamuoyu ölçeğinde bir diyalogun olduğu yer ve bu diyalog içerisinde ya siz de şirket olarak yerinizi alırsınız ya da olaya Fransız kalırsınız". Dunn'a göre sosyal medyayı kullanmak böyle bir şey, elbette riskli yanları var ama "uçmak istiyorsanız, düşmeyi de bileceksiniz". Birçok CEO'nun aksine sosyal medyada oldukça vakit geçirdiğini ve bunun önemli olduğunu söyleyen Dunn, bu sayede hem müşterilerle hem de çalışanlarla interaktif bir iletiişim kurduğunu ve Twitter gibi araçlar sayesinde çok fazla şey öğrendiğini belirtiyor.
Sosyal medyanın gücünü birkaç yıl öncesinde fark ettiğini söyleyen Brian Dunn, öncesinde Facebook gibi sosyal paylaşım platformlarına kişisel bir merakla dahil olduğunu ancak bugün internet ve sosyal medyanın şirket stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini açıklıyor. Ancak şirketlerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini de "musibet" bir tecrübeyle anlayan Dunn, şirket içinde bir sosyal medya politikası el kitabı hazırlanmasına karar vermiş. Özetle; çalışanların kişisel bile olsa sosyal medya hesaplarında nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklayan bu başvuru kaynağı şu cümleyle bitiyor "Unutmayın : Kendinizi ve içerisinde yer aldığınız şirketi koruyun!".
Not : Bu yazı, Aralık 2010 tarihli Harvard Business Review'da yayınlanan "Best Buy's CEO on Learning to Love Social Media" adlı makaleden yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Dileyenler yazının orjinaline derginin 45-50. sayfalarından ulaşabilir.
Hepimiz öyle ya da böyle sosyal medya araçlarını kullanıyoruz, (hatta Brian Dunn'un da belirttiği gibi bugün internet, elektrik gibi çok temel bir ihtiyaç halini almış durumda), belki en popüler olan Facebook, belki birden çok sosyal paylaşım sitesi ile içli dışlıyız. Ve kimi zaman beklemediğimiz olaylar başımıza gelebiliyor. Paylaşmak istediğimiz mesajı yanlış birine yollayabiliyor ya da tanımadığımız kişilerle kendimizi tuhaf bir tartışmanın içinde bulabiliyoruz. Sosyal medyanın "herkese açık, transparan, demokratik..." yapısı gereği bunlar aslında gayet normal. Ama düşünün ki Best Buy gibi büyük bir firmanın CEO'sunuz ve Twitter hesabınız hacklenerek izleyicilerinize “I’ve been having a lot of great sex lately, and here’s why.” diye bir mesaj gönderiliyor!
Brian Dunn, HBR'a yazdığı makalede bu olay meydana geldiğinde şirkette bir paniğin baş gösterdiğini ve ilk anda ne yapacaklarını bilemediklerini samimi bir şekilde ifade ediyor. Sorun aslında kısmen kullandığı şifre ile alakalı ve ilk işi şirketin IT departmanına danışarak çok daha güvenli bir şifre geliştirmek ve şifresini sürekli yenilemek oluyor.
Bu zor durum karşısında Brian Dunn yine de sosyal medyadan umutlu ve mealen şöyle diyor : "Sosyal medya, bugün kamuoyu ölçeğinde bir diyalogun olduğu yer ve bu diyalog içerisinde ya siz de şirket olarak yerinizi alırsınız ya da olaya Fransız kalırsınız". Dunn'a göre sosyal medyayı kullanmak böyle bir şey, elbette riskli yanları var ama "uçmak istiyorsanız, düşmeyi de bileceksiniz". Birçok CEO'nun aksine sosyal medyada oldukça vakit geçirdiğini ve bunun önemli olduğunu söyleyen Dunn, bu sayede hem müşterilerle hem de çalışanlarla interaktif bir iletiişim kurduğunu ve Twitter gibi araçlar sayesinde çok fazla şey öğrendiğini belirtiyor.
Sosyal medyanın gücünü birkaç yıl öncesinde fark ettiğini söyleyen Brian Dunn, öncesinde Facebook gibi sosyal paylaşım platformlarına kişisel bir merakla dahil olduğunu ancak bugün internet ve sosyal medyanın şirket stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini açıklıyor. Ancak şirketlerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini de "musibet" bir tecrübeyle anlayan Dunn, şirket içinde bir sosyal medya politikası el kitabı hazırlanmasına karar vermiş. Özetle; çalışanların kişisel bile olsa sosyal medya hesaplarında nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklayan bu başvuru kaynağı şu cümleyle bitiyor "Unutmayın : Kendinizi ve içerisinde yer aldığınız şirketi koruyun!".
Not : Bu yazı, Aralık 2010 tarihli Harvard Business Review'da yayınlanan "Best Buy's CEO on Learning to Love Social Media" adlı makaleden yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Dileyenler yazının orjinaline derginin 45-50. sayfalarından ulaşabilir.
29 Nisan 2011 Cuma
Facebook kullanmıyorum, Facebook'a inanmıyorum!
Önemli bir şirkette önemli bir pozisyonda mısınız? Facebook sayfanız yok, twitter'dan twitlemiyor, Linkedin'in yanından bile geçmiyor ve şirketinizin internet adresine bağlı bir blog tutmuyor musunuz? Sosyal medyanın gücüne mi inanmıyorsunuz yoksa sadece "size göre" değil mi? Ya da sosyal medyadaki varlığınız kimi gizlilik kurallarını ihlal edebilir ve kişisel sosyal medya kullanımınız şirketin "imajına" zarar verebilir diye mi korkuyorsunuz? Peki sosyal medyada ürünler ve servisler ile ilgili bir yıl içerisinde 500 milyar mesajın paylaşıldığını biliyor musunuz?
Soumitra Dutta'nın da belirttiği gibi sosyal medyanın küresel, herkese açık, transparant, hiyerarşik olmayan, interaktif ve gerçek zamanlı doğası tüketici davranışlarını ve beklentilerini değiştirmekte. Bunun bir sonucu olarak da akıllı davranan şirketler hedefleri doğrultusunda tutarlı sosyal medya stratejileri geliştirmekteler. Ancak yöneticiler, kişisel olarak sosyal medyanın sunduğu ve sunacağı bu faydalardan pek büyülenmişe benzemiyorlar. Yani bir anlamda sosyal medyanın şirket amaçları için kullanılması gerektiğine ikna olmuş durumdalar ama kişisel olarak bu doğrultuda ne yapabileceklerinden biraz habersizler! Oysa bugünün lider yöneticileri sosyal medyayı kişisel olarak da stratejik bir şekilde kullanmayı öğrenmek zorundalar. Neden?
1. Çünkü sosyal medya; hem firma içi hem de dış çevre açısından liderlere kişisel markalarını yaratmak için en az maliyetli yönetmi sunmakta!
2. Çünkü sosyal medya; müşteriler, iş ortakları, çalışanlar, sektör temsilcileri ve kamuoyu ile hızlı ve eş zamanlı bir biçimde iletişim kurmanın en etkili yolu! Bilhassa genç nüfus ile yakın ve doğrudan bir ilişki kurmak için en avantajlı seçim!
3. Çünkü sosyal medya anlık bilgi aracılığıyla öğrenme ve sansürsüz doğrudan geri dönüş sayesinde liderlerin, şirketleri hakkında bilmediklerini onlara öğretebilecek bir araç!
Bu yazı, Soumira Dutta'nın Harvard Business Review Kasım 2010 sayısı için kaleme aldığı "What is your personal social media strategy?" adlı yazısından esinlenerek yazılmıştır.
Soumitra Dutta'nın da belirttiği gibi sosyal medyanın küresel, herkese açık, transparant, hiyerarşik olmayan, interaktif ve gerçek zamanlı doğası tüketici davranışlarını ve beklentilerini değiştirmekte. Bunun bir sonucu olarak da akıllı davranan şirketler hedefleri doğrultusunda tutarlı sosyal medya stratejileri geliştirmekteler. Ancak yöneticiler, kişisel olarak sosyal medyanın sunduğu ve sunacağı bu faydalardan pek büyülenmişe benzemiyorlar. Yani bir anlamda sosyal medyanın şirket amaçları için kullanılması gerektiğine ikna olmuş durumdalar ama kişisel olarak bu doğrultuda ne yapabileceklerinden biraz habersizler! Oysa bugünün lider yöneticileri sosyal medyayı kişisel olarak da stratejik bir şekilde kullanmayı öğrenmek zorundalar. Neden?
1. Çünkü sosyal medya; hem firma içi hem de dış çevre açısından liderlere kişisel markalarını yaratmak için en az maliyetli yönetmi sunmakta!
2. Çünkü sosyal medya; müşteriler, iş ortakları, çalışanlar, sektör temsilcileri ve kamuoyu ile hızlı ve eş zamanlı bir biçimde iletişim kurmanın en etkili yolu! Bilhassa genç nüfus ile yakın ve doğrudan bir ilişki kurmak için en avantajlı seçim!
3. Çünkü sosyal medya anlık bilgi aracılığıyla öğrenme ve sansürsüz doğrudan geri dönüş sayesinde liderlerin, şirketleri hakkında bilmediklerini onlara öğretebilecek bir araç!
Bu yazı, Soumira Dutta'nın Harvard Business Review Kasım 2010 sayısı için kaleme aldığı "What is your personal social media strategy?" adlı yazısından esinlenerek yazılmıştır.
28 Nisan 2011 Perşembe
Sosyal Medya'nın Gücü Adına!!!
Bu yazıda Sosyal Medya 2011 raporundaki son noktalara değindikten sonra çeşitli kaynaklardan derlenen ve sosyal medyanın bugün geldiği noktayı anlamak açısından ilgi çekici olan verilere değinelim.
Micheal A. Stelzner'in bu ay içerisinde yayınladığı rapora göre şirketlerin bugün en sık kullandığı sosyal medya aracı, tahmin edersiniz ki Facebook. Araştırmaya katılanların %92'si pazarlama faaliyetlerinde facebook'u bir araç olarak kullandığını ifade ediyor. İkinci sırada %84 kullanım oranı ile Twitter var. Şirketlerin yatırım yaptığı diğer 3 önemli araç ise Linkedin (%71), Bloglar (%68) ve son olarak da Youtube ve benzeri video siteleri (%56) geliyor. Toplamda şirketler arasında sosyal medya kullananların oranı %93! Ve bu istatistikler 2010 yılından bugüne önemli gelişme göstermiş! Yani hem sosyal medyaya yatırım yapanlar bu faaliyetlerini arttırma çabasında hem de sosyal medyanın nimetlerini henüz keşfedememiş şirketler bu potaya girme yarışında...
500 MİLYAR!!!
Forrester Research analistleri ve Empowered adlı kitabın yazarları olan Jash Bernoff ve Ted Schadler'a göre bu rakam, internet kullanıcılarının bir yıl içerisinde sosyal medyada arkadaşları ve çevreleri ile ürünler ve servisler hakkında paylaştığı izlenim miktarı! Bu izlenimlerin %60'ı yani 300 milyar mesaj Facebook üzerinden paylaşılmış! Rakamlara biraz daha yakından baktığımızda ise kullanıcılar içerisinde %16'lık bir kesimin mesajların 5'te 4'ünü üretmiş olduğunu görüyoruz. Yani düşünün bir kez : şirketinizin onca pazarlama faaliyetinin karşısında 500 milyar mesaj internet üzerinde sizin bilginiz ve kontrolünüz dışında dolaşıyor! Bu bilgi akışı içerisinde sizin de bir yeriniz olması gerekmez mi? İnternet sayesinde bilginin demokratikleştiğinden bahsetmek sık yaptığımız bir şey. Ancak bu kadar mesajı nasıl takip edebilecek ve bu adeta mahşer yerini andıran kalabalıkta yolumuzu nasıl bulacağız? Elbette bu sorunun cevabı başka bir yazının konusu ancak yukarıda söylediğimiz gibi kullanıcıların sadece %16'sı (internet üzerinde çeşitli yazılarda meşhur 20/80 kuralı ile karşılaşmışsınızdır belki? Evet, şu meşhur Pareto diyagramı) bu akışın ezici bir çoğunluğunu üretmekte, dolayısıyla ilk adım çabalarımızı belirli bir kesim üzerinde yoğunlaştırmak olabilir.
Son bir veri ise The Economist'in 2010 Ocak tarihli Sosyal medya özel raporundan geliyor. Yine Forrester Research'ün tahminlerine göre 2013 yılında internet üzerinden elde edilecek gelirlerin toplamı 2009 yılının tam 4 katı! Yani sosyal medya geliştiği gibi bu alanda çalışan, hizmet veren yahut sosyal medya faaliyetleri yürüten şirketler için de fırsatlar her geçen gün artıyor! Tabi "erken kalkan yol alır" deyimini akılda tutmakta yarar var!
Not : Bu yazıda odak noktamızın sosyal medya üzerinden şirket faaliyleri olması dolayısıyla sosyal medyanın birçok diğer yönüne değinemedik. Arap Baharı'ndaki devrimlerde sosyal medyanın etkisi örneğin. Gerçi sosyal medyanın rolü burada abartılsa da Facebook, Twitter gibi sitelerin etkisini bir sebep-sonuç ilişkisi olarak değil, amaç-araç ilişkisi olarak değerlendirmek gerektiği unutulmamalı!
Micheal A. Stelzner'in bu ay içerisinde yayınladığı rapora göre şirketlerin bugün en sık kullandığı sosyal medya aracı, tahmin edersiniz ki Facebook. Araştırmaya katılanların %92'si pazarlama faaliyetlerinde facebook'u bir araç olarak kullandığını ifade ediyor. İkinci sırada %84 kullanım oranı ile Twitter var. Şirketlerin yatırım yaptığı diğer 3 önemli araç ise Linkedin (%71), Bloglar (%68) ve son olarak da Youtube ve benzeri video siteleri (%56) geliyor. Toplamda şirketler arasında sosyal medya kullananların oranı %93! Ve bu istatistikler 2010 yılından bugüne önemli gelişme göstermiş! Yani hem sosyal medyaya yatırım yapanlar bu faaliyetlerini arttırma çabasında hem de sosyal medyanın nimetlerini henüz keşfedememiş şirketler bu potaya girme yarışında...
500 MİLYAR!!!
Forrester Research analistleri ve Empowered adlı kitabın yazarları olan Jash Bernoff ve Ted Schadler'a göre bu rakam, internet kullanıcılarının bir yıl içerisinde sosyal medyada arkadaşları ve çevreleri ile ürünler ve servisler hakkında paylaştığı izlenim miktarı! Bu izlenimlerin %60'ı yani 300 milyar mesaj Facebook üzerinden paylaşılmış! Rakamlara biraz daha yakından baktığımızda ise kullanıcılar içerisinde %16'lık bir kesimin mesajların 5'te 4'ünü üretmiş olduğunu görüyoruz. Yani düşünün bir kez : şirketinizin onca pazarlama faaliyetinin karşısında 500 milyar mesaj internet üzerinde sizin bilginiz ve kontrolünüz dışında dolaşıyor! Bu bilgi akışı içerisinde sizin de bir yeriniz olması gerekmez mi? İnternet sayesinde bilginin demokratikleştiğinden bahsetmek sık yaptığımız bir şey. Ancak bu kadar mesajı nasıl takip edebilecek ve bu adeta mahşer yerini andıran kalabalıkta yolumuzu nasıl bulacağız? Elbette bu sorunun cevabı başka bir yazının konusu ancak yukarıda söylediğimiz gibi kullanıcıların sadece %16'sı (internet üzerinde çeşitli yazılarda meşhur 20/80 kuralı ile karşılaşmışsınızdır belki? Evet, şu meşhur Pareto diyagramı) bu akışın ezici bir çoğunluğunu üretmekte, dolayısıyla ilk adım çabalarımızı belirli bir kesim üzerinde yoğunlaştırmak olabilir.
Son bir veri ise The Economist'in 2010 Ocak tarihli Sosyal medya özel raporundan geliyor. Yine Forrester Research'ün tahminlerine göre 2013 yılında internet üzerinden elde edilecek gelirlerin toplamı 2009 yılının tam 4 katı! Yani sosyal medya geliştiği gibi bu alanda çalışan, hizmet veren yahut sosyal medya faaliyetleri yürüten şirketler için de fırsatlar her geçen gün artıyor! Tabi "erken kalkan yol alır" deyimini akılda tutmakta yarar var!
Not : Bu yazıda odak noktamızın sosyal medya üzerinden şirket faaliyleri olması dolayısıyla sosyal medyanın birçok diğer yönüne değinemedik. Arap Baharı'ndaki devrimlerde sosyal medyanın etkisi örneğin. Gerçi sosyal medyanın rolü burada abartılsa da Facebook, Twitter gibi sitelerin etkisini bir sebep-sonuç ilişkisi olarak değil, amaç-araç ilişkisi olarak değerlendirmek gerektiği unutulmamalı!
27 Nisan 2011 Çarşamba
"Sosyal Medya-2011" Raporu/Vol.3 : Sosyal Medyanın Yararları
Artık hepinizin bildiği gibi Stelzner'in Sosyal Medya Raporunu incelemeye devam ediyoruz. Bu yazının konusu, başlıktan da anlaşılacağı üzere, araştırmaya katılan pazarlama sorumlularına göre şirketler için sosyal medya kullanımının yararları.
Araştırma sonuçlarına göre 7 fayda ön plana çıkıyor :
1 - Şirket Görünürlüğünün artması : Pazarlama sorumlularının %88'i, sadece az bir zaman ayrılsa bile sosyal medya kullanımı sayesinde şirket faaliyetlerinin ve kimliğinin tüketiciler arasında daha görünür olduğunu düşünüyor.
2 - Web sitelerine olan trafik ve üye sayısında artış : Araştırmaya katılan şirket temsilcilerinin %78'i, haftada 6 saat gibi kısa bir sürenin sosyal medya faaliyetlerine ayrılması durumunda, firmanın internet sitesindeki ziyaretçi ve kullanıcı sayısının artacağını söylüyor.
3 - İyileşen arama sonuçları : Rapora göre 1 yıldan daha uzun bir süre sosyal medya kullanımına yatırım yapan şirketlerin çoğunluğu, arama motorlarında gösterilen sonuçlar açısından firmaları leyhine bir gelişme kaydedildiğini belirtiyor.
4 - Yeni iş ortaklıkları kurma : Pazarlama sorumlularının aşağı yukarı yarısı sosyal medya faaliyetleri sayesinde yeni iş ortaklarına ulaştıklarını ve yeni iş ilişkileri geliştirdiğini dile getiriyor.
5 - Nitelikli ilerleme imkanı : Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yine yarısı sosyal medya kullanmaya başladıktan sonra firma faaliyetlerinin daha iyiye gittiğini söylüyor.
6 - Genel pazarlama maaliyetlerinde azalma : Katılımcıların önemli bir bölümü "Sosyal medya kullanımı ile şirketin pazarlama maaliyetleri aşağıya çekilmiştir" görüşüne kesinlikle katılıyor.
7 - Satışlarda artış : Şirketlerin pazarlama sorumlularının önemli bir bölümü sosyal medya üzerinden yapılan pazarlama faaliyetleri neticesinde satışlarda bir artış görüldüğünü belirtiyor. Sosyal medyayı pazarlama amaçlı 3 yıl ve daha uzun süre kullanan şirket temsilcilerinin bu görüşe katılma oranı ise %72.
Bu bilgilerden çıkarılacak ders : pazarlama dünyasının büyük çoğunluğu şirketlerin sosyal medyaya dahil olmasıyla birlikte önemli faydalar sağlandığı konusunda hem fikir. Pazarlama departmanı olarak hedefiniz müşteri ilişkilerini geliştirmek, satışları arttırmak yahut pazarda görünürlük sağlamak olsun; bugün bu işin anahtarı bir anlamda sosyal medya kullanımından geçmekte. Ve sosyal medyaya hali hazırda belirli bir süreden bu yana yatırım yapan şirketler Üsküdar yolunda bir hayli mesafe kat ettiler, bizden söylemesi!
Sosyal medyada aktif olarak yer alıyor ve sosyal medya kullanımınızı stratejik bir şekilde geliştirmek mi istiyorsunuz? Ya da henüz sosyal medyaya giriş yapmayan azınlık kesimden misiniz? Burası tam size göre, o yüzden iyisi mi takipte kalın!
Araştırma sonuçlarına göre 7 fayda ön plana çıkıyor :
1 - Şirket Görünürlüğünün artması : Pazarlama sorumlularının %88'i, sadece az bir zaman ayrılsa bile sosyal medya kullanımı sayesinde şirket faaliyetlerinin ve kimliğinin tüketiciler arasında daha görünür olduğunu düşünüyor.
2 - Web sitelerine olan trafik ve üye sayısında artış : Araştırmaya katılan şirket temsilcilerinin %78'i, haftada 6 saat gibi kısa bir sürenin sosyal medya faaliyetlerine ayrılması durumunda, firmanın internet sitesindeki ziyaretçi ve kullanıcı sayısının artacağını söylüyor.
3 - İyileşen arama sonuçları : Rapora göre 1 yıldan daha uzun bir süre sosyal medya kullanımına yatırım yapan şirketlerin çoğunluğu, arama motorlarında gösterilen sonuçlar açısından firmaları leyhine bir gelişme kaydedildiğini belirtiyor.
4 - Yeni iş ortaklıkları kurma : Pazarlama sorumlularının aşağı yukarı yarısı sosyal medya faaliyetleri sayesinde yeni iş ortaklarına ulaştıklarını ve yeni iş ilişkileri geliştirdiğini dile getiriyor.
5 - Nitelikli ilerleme imkanı : Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yine yarısı sosyal medya kullanmaya başladıktan sonra firma faaliyetlerinin daha iyiye gittiğini söylüyor.
6 - Genel pazarlama maaliyetlerinde azalma : Katılımcıların önemli bir bölümü "Sosyal medya kullanımı ile şirketin pazarlama maaliyetleri aşağıya çekilmiştir" görüşüne kesinlikle katılıyor.
7 - Satışlarda artış : Şirketlerin pazarlama sorumlularının önemli bir bölümü sosyal medya üzerinden yapılan pazarlama faaliyetleri neticesinde satışlarda bir artış görüldüğünü belirtiyor. Sosyal medyayı pazarlama amaçlı 3 yıl ve daha uzun süre kullanan şirket temsilcilerinin bu görüşe katılma oranı ise %72.
Bu bilgilerden çıkarılacak ders : pazarlama dünyasının büyük çoğunluğu şirketlerin sosyal medyaya dahil olmasıyla birlikte önemli faydalar sağlandığı konusunda hem fikir. Pazarlama departmanı olarak hedefiniz müşteri ilişkilerini geliştirmek, satışları arttırmak yahut pazarda görünürlük sağlamak olsun; bugün bu işin anahtarı bir anlamda sosyal medya kullanımından geçmekte. Ve sosyal medyaya hali hazırda belirli bir süreden bu yana yatırım yapan şirketler Üsküdar yolunda bir hayli mesafe kat ettiler, bizden söylemesi!
Sosyal medyada aktif olarak yer alıyor ve sosyal medya kullanımınızı stratejik bir şekilde geliştirmek mi istiyorsunuz? Ya da henüz sosyal medyaya giriş yapmayan azınlık kesimden misiniz? Burası tam size göre, o yüzden iyisi mi takipte kalın!
Etiketler:
blog,
face,
Facebook,
fayda,
google,
internet pazarlaması,
satış,
Sosyal medya,
trafik,
web,
yarar,
youtube
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








